İnsanın hayatta neyi olmalı en çok? Kışsa, soğuksa mevsim, içerde/dışarda kalın kalın giyinmekten, kat kat yaşamaktan, pek dışarı çıkamamaktan sıkılmışsa bedeni o şahsın, cevap veriyorum: bir küveti olmalı! Kıyacaksın azizim elektriğe ve suya, basacaksın küfürü her zamankinden daha da ağdalı, bir daha mı geleceğiz ulan bu dünyaya sorusunu en ağza alınmadık küfürlerle gerekli en aşağılık mevkilere yönelterekten, ve tekrar soracaksın evrene, neden ve ne için bu kalbimizin kaldıramadığı şiddet? sonra, oturacaksın içine bebek gibi/taş gibi suyun, zaten anında doluverecek orası, büyümüşsün epeyce farketmeden değil mi, nasıl olsa tümüyle senle dolu artık o su. bir de 'ne dinleyelim şimdi'yi atlatırsan, gelsin sıcak su içindeki ruhun bedenle çağrışımlı uyuşumu! Sonrası...tüm birimlerin dikkatine! bir içlik yani tayt, bir pijama, 3 battaniye, 2 kedi (biri hep altta olmak suretiyle) uyu gitsin, kurtul bir nevi. İzmir evi 24 saat ısıt ısıt 15C, dışarısı ...
Bu blogdaki popüler yayınlar
Paris'ten mektup geldi, hu huuuuuu!
15 yilda toplam 20 kez geldigim (ve hesapladigimda kalis suremin nereden baksan bunca yil icinde 365 gunu buldugu) bu guzelim isiklar kentinden, en taze haberler su vaziyette saygideger abilerim, ablalarim ve de degerli feysbuk cevrem: 1) Kim demis Turk gencleri cep telefonu bagimlisi diye? Buradakiler daha da azitmis isi azizim. Gozleri hep ekranlarinda, ustelik kafalarinin yarisini kaplayan rengarenk kulakliklarla muzik dinlemeyeni kenara cekip bir guzel dovuyorlar arada bir kanimca. 2) Evler cok kucuk ondan mi yoksa insanlar yaslaninca kuculuyor, eee haliyle burada da yasli cok ondan mi bilmem, omru hayatimda gordugum en kucuk 2 kisilik yataklar bu kentte satiliyor. Bizde mumla arasan 1.20x1.60 yatak bulamazsin mesela.. Hep hala en buyugu en zengin gosteriyor zannedenler yuzunden bu yokluklar, ahh ah! 3)En turistik, en manzarali, en baba fiyatli noktalardaki hicbir pasaj, kafe ve bar tuvaletinin klozetinde hadi kapagi gectik, uzerine takilan oturma seysi yok. Boylece otomat...
şimdi şöyle oldu. Biz 14 mart'ta Aynora ile 2 maske almıştık (5 tl'den, tedbir amaçlı) dönmeden evlerimize. Kemeraltı'nda buluşup malum nedenlerle etil edinmek amacıyla yola çıktığımızda. Pazartesiydi ve ben tramvaya binmiştim hatta, 2 kişi maskeliydi sadece..tuhaf karşılamıştım, henüz o denli ciddi bir tehdit algılamadığımdan, ya da salak vurdumduymazlığımdan. Şimdi bugün, 21 mayıs'ta yani, tekrar, 2 ayı aşkın süre sonra tekrar buluştuk kordon'da Aynora'yla. Yine tramvaydaydım ben. Buz gibi, tertemiz, boşşş. ve herkes mecburen maskeli. Kıyıda 2'şer bira götürüyorduk dertleşerekten mesafeli mesafeli, bulutları özlemişim, habire bakıyordum gökyüzüne, karaburun evim görünmüyordu, istiyordum, gidemiyordum, kedim hastaydı, iğneleri burda daha kolaydı çünkü. çok korkuyordum ölmekten, kabullenmiştim halbuki epeydir, bu virüsle bedenimin asla baş edemeyeceğinin ballar gibi farkındalığıyla daha da çok tırsıyordum. Neyse, hala sıcaktı, azcık esi esi...

ooo keyifler yerinde, enginarlar cikti mi? dunyanin en guzel enginarlari karaburun'da yetisir:) sevgiler
YanıtlaSilçıkma mı, hala tanesi 1.5 lira .. Halbusem izmir'de, ben gelmeden güzelyalıda sokaklar yıkılıyordukaraburun enginarı tanesi 50 kuruştan diye ...öyle pahalı bu kasaba...
YanıtlaSilöyle kendini beğenmiş..