İnsanın hayatta neyi olmalı en çok? Kışsa, soğuksa mevsim, içerde/dışarda kalın kalın giyinmekten, kat kat yaşamaktan, pek dışarı çıkamamaktan sıkılmışsa bedeni o şahsın, cevap veriyorum: bir küveti olmalı! Kıyacaksın azizim elektriğe ve suya, basacaksın küfürü her zamankinden daha da ağdalı, bir daha mı geleceğiz ulan bu dünyaya sorusunu en ağza alınmadık küfürlerle gerekli en aşağılık mevkilere yönelterekten, ve tekrar soracaksın evrene, neden ve ne için bu kalbimizin kaldıramadığı şiddet? sonra, oturacaksın içine bebek gibi/taş gibi suyun, zaten anında doluverecek orası, büyümüşsün epeyce farketmeden değil mi, nasıl olsa tümüyle senle dolu artık o su. bir de 'ne dinleyelim şimdi'yi atlatırsan, gelsin sıcak su içindeki ruhun bedenle çağrışımlı uyuşumu! Sonrası...tüm birimlerin dikkatine! bir içlik yani tayt, bir pijama, 3 battaniye, 2 kedi (biri hep altta olmak suretiyle) uyu gitsin, kurtul bir nevi. İzmir evi 24 saat ısıt ısıt 15C, dışarısı ...
Bu blogdaki popüler yayınlar
....Paris, bana hosgeldin dedin mi?
Her gece 4’lere kadar yatmak bilmem, dun gece 3’u zor ettim. Bayram Abi geldiginde Mini’yi opuyordum... (Cinka yine 40 m’2’de kayipti) Ic hatlar girisinde beni gurbete ugurlayan taksi soforu abimizle kucaklasmamiz polislerde kucuk bir saskinlik yaratti. Sirt cantamda yan yana duran 4 mermi, pil oldugunu kanitlarken super x ray uzmanina, yan ceplerine tikistirdigim donlar ortaliga sacildi; tuhaf isimli kitaplar merak konusu oldu, hard diskler coraplarin icinde derin guvenli uykularindaydi sukur, Cinka giderayak belcantama isemisti ama kesif kokuyu benden baska farkeden olmadigi icin ben de olu taklidi yapiyordum, sonunda Istanbul ucagina kapagi attik azizim! ....... Freeshop’tan 2 raki 2 karton da 2001 sigara kaptim, parasiynan bittabiii, parfum reyonunda( vakit var daha deyip) gecmiste sevdigim butun parfumleri uzerime boca ederek (Shalimar, Kenzo, Diorissimo, Eden) , belesss bittabii, Paris ucaginda yerimi aldim. Ben yanimdaki pahali takim elbiseli isadaminin koltuktan bana tasan iril...
dikkat..bu filme dikkat..ağladım, o derece!
https://www.imdb.com/title/tt7016254/ neyse... 21 yıldır Paris'e gider gelirim, sanırsam bu aralık biletiyle 43.olacak bu seferki. 2 film beni ağlatmıştır, biri göçmenlere yardım eden kanadalı adamın hikayesindeki metro sahnesi. Biri de galiba bu film. Hala tam anlayamadığım, çözümleyemediğim bir metafor içinde, yağmurda bekleşen insanlara hadi geçin , artık snır yok sahnesi. O kadar çok istiklal cad. grişi soldaki kapıda bekledim ki.. yıllarca. Ne kavga döğüşlerle davetiyemi kabul ettirdim o konsoloslukta. Bütün şirket belgelerime kadar tüm evraklarım varken...Yağmur yağardı, biz beklerdik bahçede..Bir numara okunurdu elektronik sesle, içeri girerdin, sonra döner kapıdan çıkardın, vize verip vermeyecekleri az buçuk belli olurdu sanki. Ağlayanlar, orta yerde tüm kağıtlarını parçalayanlar, küfür edenler, güvenlik gelir hemen, nelere tanık olmadım ki! mesela tanışlar için espri konusu jargonum şudur! is it a crime to fly with Lufthansa? adamlar inanmıyor Paris'e gittiğim...


Yorumlar
Yorum Gönder